MEME HASTALIKLARI

Meme dokusunun yapısı
Her meme, lob adı verilen 15-20 adet bağımsız süt üreten birimden oluşur. Her lob kendi içinde 20-40 adet daha ufak alt birime ayrılır. Bu alt birimler yine kendi içlerinde esas süt üreten hücrelerin toplandığı çok sayıda bölüme ayrılırlar.
Meme dokusu içinde üretilen sütü dışarıya taşımak için çok sayıda süt iletim kanal ve kanalcıkları bulunur. Böylece üretilen süt üretim yerinden kanalcıklara, kanalcıklar birleşerek daha büyük olan kanallara geçer. Kanallarda bulunan süt meme başında yer alan süt depocuklarına (sinüs) ve buradan da meme ucunda yer alan çok sayıda minik deliklere akar.
Meme dokusu hem kan damarları hem de lenf dolaşım sistemi açısından oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptir ve dokunun lenf kanalları koltukaltında yer alan lenf bezlerine taşınırlar.

“Doğurgan olunan süreç içerisinde göğüsler adet dönemleri ile paralellik gösteren ve kadınlık hormonlarının kandaki düzeyleri tarafından tetiklenen aylık değişimler geçirirler. Hamileliğe hazırlanıyormuşçasına her ay süt bezleri aktif hale geçerler ve göğüsler şişer, hormon değerlerinin normale dönmesi ile süt bezleri yeniden aktif olmayan hale dönerler.

Menopoz ile birlikte, hormon düzeylerinde düşmeler görülür ve süt bezlerinin bir bölümü küçülür veya yok olur. Yağ dokusu bu dokuların yerlerinin bir kısmını doldurur.
Bütün bu değişimler boyunca, hücrelerin genetik kodunu içeren DNA zarar görebilir. Hücrenin tüm özelliklerini içinde barındıran DNA, aynı zamanda hücrelerin nasıl bölünmesi ve çoğalması gerektiğine ilişkin bilgiler de içerir. DNA da oluşabilecek böylesine değişimler kansere yol açabilir.”

Meme Ağrısı (Mastalji-Mastodini)

Sanıldığının aksine meme ağrılarının çok azı meme kanserine bağlı olduğunu belirtebiliriz; “On meme kanserinden yalnızca biri doktora ilk şikayet olarak ağrıyla gelir. Ağrıların büyük bir kısmı adetlerdeki hormonal değişiklerle ilgilidir. Genellikle adetten önceki 10 günde başlar ve adet bitiminden 10 gün sonra rahatlama olur. Bu hastalarda doktor muayenesinden sonra yalnızca ağrılı dönemlerde ağrı kesici ilaçlar vermek genellikle yeterlidir. Adetlerle ilgili olmayan ağrılar ise çok çeşitli nedenlerle olabilir. Bunlar kistler, selim tümörler, eski ameliyat nedbeleri, kaburgalardaki bazı rahatsızlıklar, boyun ağrıları ve kaburgalar arasındaki sinirlerin tahrişi gibi problemlerdir. Tedavisi nedene yönelik olmalıdır.”

Meme Başı Akıntısı

“Meme başı akıntısı , memede kitle ve ağrı şikayetinden sonra karşımıza çıkan bir sorundur. En sık 25-45 yaşları arasında görülür.
Meme başı akıntısı daha çok iyi huylu hastalıklarla birlikte olmasına karşın akıntının bir memeden ya da her iki memeden olması, kendiliğinden veya uyarımla olması, sürekli ya da aralıklı olması, tek bir kanaldan ya da birçok kanaldan akıntının gelmesi, akıntının kanlı veya kansız olması altta yatan olası kötü hastalığı ortaya çıkarmak açısından önemli noktalardır.
Meme başı akıntıları genel olarak üç grup altında incelenebilir;

Sütlü Akıntı (Galaktore)

Kansız akıntı

Kanlı akıntı

Galaktore
Her iki memeden, spontan (kendiliğinden) olarak, tüm kanallardan sütlü akıntı gelmesi galaktore olarak adlandırılır. Memelerden sütlü akıntı gelmesi gebelik sırasında veya gebelik bittiğinde görülebilir.Bu yaklaşık iki yıl kadar sürebilir ve emzirme bittiğinde kesilir. Gebelik veya emzirme olmaksızın memelerden sütlü akıntı gelmesi fizyolojik, farmakolojik (ilaçlara bağlı) veya endokrinolojik (hormonal) nedenlere bağlı olabilir.

Kansız Akıntılar
Pürülan Akıntılar: Sıklıkla çocuk emzirme döneminde görülmekle beraber postmenapozal kadınlarda da görülebilir. Memede ağrı, huzursuzluk ve bir çok kanaldan kaynaklanan, spontan, tek taraflı akıntı enfeksiyon (iltihap) belirtileri ile birlikte mevcuttur. Enflamasyona ait klinik ve laboratuar bulguları ile tanı koyulabilir .
Tedavi için kültür alınarak uygun antibiyotik ve antiinflamatuar (iltihap giderici) verilir. Eğer apse oluşmuşsa insizyon ve drenaj gereklidir. Ayrıca inflamatuar kanser açısından dikkatli olmak gerekmektedir.

Kanlı Akıntılar
Hasta yaşı ve ailede kanser hikayesi meme kanseri gelişiminde artmış bir risktir. Tüm menapoz sonrası akıntılar önemlidir. Bu hastalarda sıklıkla;

İntraduktal papillom

Fibrokistik değişiklik

Kanser

Duktal ektazi (meme kanallarının genişlemesi) saptanır.

Kendiliğinden olan, kanlı akıntılar daha önem arzeder. Ayrıca unutmamamız gereken önemli bir nokta ise, akıntının gelip gelmediğini kontrol için kesinlikle meme başını uyarmamalıyız. Akıntı var ise zaten gelecektir. Böyle durumlarda mutlaka doktora başvurmak gerekir.

Memede İyi Huylu Kitleler

Meme kanseri dışında değişik yaşlarda birçok iyi huylu meme kitlesi olabileceğini vurgulamak gerekir. Memede rastlanan her kitleden korkulmaması gerektiğini ve doktorunuza mutlaka başvurarak muayene olmanızı ve gerekli izlem bilgilerinizi sormanızı tavsiye ediyorum.

Kistik Hastalık (Fibrokistik meme hastalığı)
Kadınlarda en çok görülen meme kitlesi sebebidir. Bu kistlerin içleri sıvı dolu olup, adet öncesi dönemde sıvı miktarı artar, memede gerginlik ağrı ve hassasiyet ortaya çıkar. Her iki memede de yaygın olup büyüdüklerinde yuvarlak düzgün hareketli sertçe kitleler halinde ele gelirler. Genellikle menopozdan sonra kaybolmaya başlarlar.

Yağ bezeleri (Lipomlar)

Değişik büyüklükte tek, ağrısız, yuvarlak meme kitleleridir. İçerisinde yağ dokusu bulunur.

Fibroadenomalar
Daha çok gençlerde görülen, genellikle tek, yuvarlak, oval, sert, hareketli, çoğu zaman ağrısız meme kitleleridir.

Papilloma ( intraduktal papilloma)
Meme başı arkasındaki ana süt kanalı duvarında gelişen siğil benzeri yapılardır. Meme başından kanlı bir akıntıya neden olabilirler.

Travma Sonucu Oluşan Kitleler
Kaza, çarpma, sonucu meme dokusu içinde kan toplanarak (Hematom), veya yağ dokusunun parçalanması sonucu yağlı dokuda sertleşme (Yağ nekrozu) gelişerek kitle hissi verebilirler. Bu durumlarda meme cildinde de kızarıklık, ateş, ağrı hissi olabilir.

İyi Huylu Meme Değişimlerinin Tanısı
İyi huylu meme değişimleri sıklıkla doktorun klinik meme muayenesi ve ultrasonografi ile, rutin mamografi taraması ile veya hastanın kendi kendine meme muayenesi ile tespit edilir. Memenin belli bir noktasındaki ağrı veya meme ucundan gelen akıntı da kadının bir doktor tarafından muayene edilmesini gerektiren durumlardandır. Görüntü veren testlerle (mamografi, ultrasonografi), takibe alınabilen kitlenin veya meme hastalığının iyi huylu olup olmadığı, ince iğne aspirasyon biopsisi, Tru-Cut biyopsi veya cerrahi biyopsi yöntemleri ile kesinlik kazanılır.

Memede Kötü Huylu kitleler

Meme kanserinin görülme sıklığının son yıllarda artmakta olduğunu belirtmekte fayda var.

“Meme dokusu basitçe tarif etmek gerekirse;

Süt yapımını sağlayan bezlerin oluşturduğu yapılar (LOBÜLLER)

Sütün boşaltılmasını sağlayan kanallar ( DUKTUSLAR)

Bu dokuların arasını dolduran bağ dokularından oluşmuştur.

Memenin kötü huylu kitleleri bu oluşumlardan gelişebilirler.
Süt kanallarından: İNTRADUKTAL KANSERLER ( en sık)
Lobüllerden: LOBÜLER KANSERLER
Ara dokulardan ( nadir )

Kitlenin saptanması ve tanı konulmasında başlıca şu incelemeler yapılır;

Muayene, Ultrasonografi, Mamografi, MR-Mamografi, Aspirasyon ( iğne ile materyal çekme), görüntüleme eşliğinde İnce iğne aspirasyon biyopsisi, Tru-Cut biyopsi, Duktografi, Duktoskopi, Cerrahi biyopsi

Meme Kanserinde Risk Faktörleri

Meme kanserinden korunmak için sağlıklı beslenme ve egzersizlerin, özellikle yapabileceklerimiz arasında yer aldığı için, çok yararlı olduğunu belirtmeliyim.

A ve C vitaminleri ve selenyum gibi antioksidanların kanserden korunmada katkıları olduğu yönünde araştırmaların olduğuna değinerek risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz:

Tüm meme kanserlerinin ancak yaklaşık %20’sinde bu faktörlerden söz edilebilir.

*Yaş: 40 yaşından sonra meme kanseri görülme sıklığı artar.

*Aile Hikayesi: Ailede, özellikle birinci derece akrabalarda olan meme kanseri öyküsü

*Genetik: Son yıllarda ortaya konan bazı genler (BRCA1 ve BRCA2) bazı meme kanseri olgularından sorumlu olduğu ortaya konulmuştur.

*İlk adet yaşının erken olması

*Geç yaşda menapoza girme

*Hiç doğum yapmamış olmak

*İlk doğumu 30 yaşından sonra yapmış olmak (35 yaşından sonra risk biraz daha artmaktadır).

*Emzirmemiş olmak

*Alkol kullanmak

*Radyasyona maruziyet

*Daha önce meme kanseri geçirmiş olmak.

Bahsi geçen konuların çeşitli oranlarda meme kanseri riskini arttırdığına yönelik bilimsel araştırma sonuçları mevcuttur.

Doğum kontrol haplarının ve östrojen içeren preperatların kullanılmasının meme kanseri riskini artırdığına veya değiştirmediğine yönelik çalışmalar da vardır. Ancak bu konuda bilimsel çevrelerce oluşmuş tam bir fikir birliği yoktur.

Meme kanserlerinin belirtileri
Meme başında çatlamalar, yaralar, sertlik , içeri çekilme,
Meme başından kanlı akıntı gelmesi,
Meme başının asimetrik şekil bozukluğu,
Meme şeklinin bozulması, asimetrik görünüm, çukurlaşma, tümsekleşme, ele gelen ağrısız veya ağrılı kitleler,
Meme cildinin renk şekil yapı değişiklikleri, portakal kabuğu görünümü alması, kabalaşma,
Meme üzerinde yaralar ortaya çıkması,
Meme cildinde damarlarda belirginleşmeler, kızarıklık, ateş, şişlik
Koltuk altında ele gelen kitleler
Bazı belirti ve bulguları bu şekilde sıralayabiliriz.

“Bu belirtilerden herhangi birisi tek başına meme kanseri olarak değerlendirilemez. Doktor muayenesi sonrası diğer bulgular ve incelemelerle birlikte ancak kesin bir tanıya varılabilir.”

Meme Kanserinde Tedavi
Son yıllarda meme kanseri tedavisinde oldukça önemli gelişmeler olmuştur. Bir çok tedavi olanakları da ortaya çıkmıştır. “Bu olanaklar, önemli ölçüde, hastalığın saptandığı safhaya göre değişir. Hastalık ne kadar erken safhada saptanırsa tedavi olanağı ve seçeneği o kadar fazla olmaktadır.
Meme kanseri tedavisi, günümüzde, uzmanlardan oluşan ekiplerce yapılmaktadır. Böyle bir ekip içinde genel cerrah, medikal onkolog, radyasyon onkoloğu, radyolog, patolog, psikolog, plastik cerrah, fizyoterapist gibi, tıbbın değişik dallarından bir araya gelmiş hekimler bulunur.”
Meme kanserlerinde tedavi seçenekleri:

Cerrahi Tedavi

Radyoterapi

Kemoterapi

Hormonoterapi
Cerrahi tedavi ve radyoterapi vücudun bir bölümünü ilgilendiren tedavi yöntemleri olduğundan lokal tedavi, kemoterapi ve hormonal tedavi tüm vücüdu ilgiledirdiği icin sistemik tedavi olarak kabul edilir. Bu tedavi yöntemlerinden hangilerinin uygulanabileceği birçok faktörlere bağlıdır. Bunlar arasında tümorün tipi, tanı konulduğunda hastalığın yayılım dururmu, yaş ve hastalık hikayesi sayılabilir.

Meme Ameliyatları
Günümüzde meme kanserinin tedavisinde, cerrahi girişimin birkaç farklı uygulaması olduğunu söyleyebilir ve meme kanseri ameliyatlarını kısaca şöyle aktarabiriz;

“Bu uygulamalar temel olarak, memenin alınmadan korunmasına yönelik olanlar (Koruyucu Mastektomi) ve memenin tümünün çıkartılmasına (Mastektomi) yönelik olanlar olarak iki ana gruba ayrılmaktadır. Beraberinde koltuk altı lenf bezelerine yayılım var ise bu bölgeye yönelik girişimlerde yapılır.”

Meme Koruyucu ameliyatlar:
Memenin tümünün alınmadığı sadece tümorün çıkarıldığı ameliyatlardır.
Lumpektomi:
Yalnızca tümörün ve çevresindeki meme dokusunun çıkarılmasıdır. Genellikle geriye kalan meme dokusuna ışın tedavisi verilir ve aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri çıkarılabilir.
Segmental Mastektomi:
Memedeki kitlenin çevresindeki meme dokusu, tümörün altındaki göğüs kaslarını saran ince zarla birlikte çıkarılmasıdır. Genellikle aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri de çıkarılır ve ameliyat sonrası ışın tedavisi verilmesi gerekebilir.

Kadranektomi:
Göğsün dörtte birinin, derisi ve bağlayıcı dokusuyla bir yer de alınması işlemidir. Cerrah koltuk altı lenf bezlerinin bir kısmının yada tamamının alınması için ikinci bir operasyon yapabilir.
Memenin tümünün alınmasını içeren ameliyatlar:
Bu ameliyatlardan sonra ışın tedavisi verilip verilmeme kararı patoloji raporundaki tümöre ait özelliklere göre belirlenir.
Basit Mastektomi:
Memenin çevresindeki yağ dokusu ve üzerindeki deri ile beraber çıkarılmasıdır.

Modifiye Radikal Mastektomi:
Meme kanserinde en yaygın yapılan ameliyat türüdür. Tüm memenin, aynı taraftaki koltuk altı lenf bezleri, göğüs kaslarını saran ince zar ile birlikte çıkarılmasıdır. Ameliyat sonrasında ışın tedavisi verilip verilmeme kararı patoloji raporundaki tümöre ait özelliklere göre onkologlar tarafından belirlenir.
Radikal Mastektomi:
Memenin göğüs kasları ve koltukaltı lenf bezleri ile birlikte alınmasıdır. Günümüzde artık tercih edilmemektedir.

Meme dışında başka bir organa sıçramamış uygun evredeki meme kanserlerinde ilk tedavi tümörün ameliyatla çıkarılmasıdır. Ameliyat sonrası gözle görünür kanseri kalmayan hastalara verilen ek tedaviye adjuvant tedavi denir. Adjuvant tedavi ameliyat sonrası gözle görülmeyen ancak geride kalmış olması muhtemel az sayıdaki kanser hücresini öldürmek amacı ile verilir. Adjuvant tedavi verilip verilmeme kararı patoloji raporundaki özelliklere, hastanın yaşına, menapozal durumuna ve genel durumuna göre belirlenir. Hastalara adjuvant tedavi olarak ameliyat sonrası kemoterapi, radyoterapi ve hormon tedavisi tek tek veya kombine olarak verilebilir.

Koltuk Altı Lenf Bezleri Çıkarımı: (Axillary Node Dissection)
Bu koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması için kullanılan standart yöntemdir. Genellikle 10 ila 30 arasında lenf bezi çıkarılır ve kanser taşıyıp taşımadıklarının belirlenmesi amacıyla pataloji labaratuvarına gönderilir.

İlk Lenf Bezleri Biyopsisi: (Sentinel Lymph Node Biopsy)
Bu yeni geliştirilmiş olan bir tekniktir. Bu teknikte radyoaktif yada renkli bir sıvı kanser olan bölgeye enjekte edilir ve bu sıvının lenf sistemi içinde izlediği yol gözlemlenir. Lenf sistemi üzerindeki ilk bir ila üç lenf bezi çıkartılır. Bu lenf bezlerinin kanser taşıyıp taşımadığı test edilir ve eğer kanser hücreleri bulunmazsa daha fazla lenf bezinin çıkarılmasına gerek kalmaz. Bu yöntem gün geçtikçe yaygınlık kazanmakla beraber koltuk altı lenf bezleri çıkarımı (Axillary Node Dissection) yöntemi hala standart olarak kabul edilmektedir.

Ameliyatın Olası Komplikasyonları

Anestezi komplikasyonları

Ameliyat yaralarının enfeksiyonu

Ameliyat bölgesinde kan birikmesi (hematom)
Ameliyat bölgesinde lenf sıvısı birikmesi (seroma)

Lenfödem, geçici yada kalıcı omuz üst kol haraket kısıtlamaları (eğer lenf bezleri alınmışsa)

Kolun üst bölümünde karıncalaşmalar

Göğüsde ağrı hissi

“Şunu unutmamak gerekir ki; meme kanseri erken teşhis edildiğinde ve uygun tedavi edildiğinde kesinlikle korkulacak bir hastalık değildir. Önemli olan lezyonun erken yakalanmasıdır. Uygun tedavi edilen hastalar normal ömürlerini yaşarlar.”

Powered by Cincopa WordPress plugin

Op. Dr. Türker ERTÜRK

Genel Cerrahi Uzmanı